Yeteri kadar suç dosyanız kabarıksa, en azından insanlar daha fazlasını bilmemesi gerekiyorsa, daha fazlasını öğrenen olduysa tek şey söylersiniz... Lanet olsun... Nebahat hanımın okuduğu kağıdın başlığının ''Hunharca bıçakladı'' olduğunu görünce bende tam olarak aynısını söyledim. Hemen bilgisayarı kapatıp, Muratın yanına yattım. Kafamdaki soruları tartıyordum. Nereden öğrendiler? Bunu öğrendiklerini neden belli etmediler ? Bu olayı bilmelerine rağmen mutluluk rolleriyle töreni düzenlediler ? Neabahat hanım'ın elinde bir print çıktısı vardı, olaylar ana hatlarla tek tek yazıyordu. En çok korkutan olay belli etmemeleriydi. Demek ki ortada bir plan vardı. Bunu öğrenmeleri nerdeyse imkansızdı. Babam annemi dövdüğü ve işkence ettiği bir gece babamı beş yerinden bıçaklamıştım. 16 yaşında olduğum için çok kısa bir süre ıslah evinde konaklamış, bir olay zinciri çevirip bunu sicilime kaydettirmemeyi başarmıştım. Hatta gazeteye bile çıkmamıştım. Bunu nerden öğrenmişlerdi ? Bu sorular zinciriyle uyumuşum. Sabah gözlerimi Murat'ın öpüşleriyle açtım. Saat 10.35'i gösteriyordu. Kısa ve sıkıcı bir önsevişmeden sonra giyinip, aşşağı kahvaltıya indik. Nebahat hanım ve Musa bey çoktan uyanmış, kahvaltı masası başında bizi bekliyorlardı. Bana olan bakışları boş, anlamsızdı. Yani her zaman ki gibi, her sabah ve aksam yemeğinde olduğu gibi .... Çayımı doldururken hala aynı seyleri düşünüyordum, daha doğrusu artık beynim sadece tek bir soruya odaklanmıştı, ''Planları ne ? '' Bunu bana koz olarak kullanıp, hayatlarından çıkmamı bunun karşılığında Murat dahil kimsenin bunu bilmeyeceğini söyleyeceklerdi ya da Murata okutup bir şekilde boşanmamızı sağlayacaklardı, belki de beni içeri tıkacaklardı. Yok yok son ihtimal olamazdı, beraat ettiğim davadan tekrar yargılanamazdım. Ama sonuç olarak planları ne olursa olsun sonucu benim felaketim olabilirdi. Kahretsin N ebahat ile Musa benim sonumu getireceklerdi. Bir şeyler yapmalıydım... Musa ile Murat, şu para basan yazılım şirketleri hakkında konuşurken. Nebahat '' Ben şu yarım bıraktığım kitaba devam edeceğim'' dedi ve masadan kalkıp oturma odasına gitti. 10-15 dk bekleyip yanına gittim, gittiğimde Nebahat koltuğa kurulup, siyasi kitabını eline almıştı. Yanına oturdum ''Anne seninle konuşmaya ihtiyacım var '' dedim. Nebahat '' Bir şey mi oldu haberim yok dedi '' Ben '' Aslında evet anne bunu seninle paylaşmalıyım'' dedim. Endişe ve merakı bir arada bulunduğu yüz ifadesiyle hiç bir şey söylemeden bana baktı. '' Anne bir kadın olduğun için bunu sadece seninle paylaşmalıyım'' dedim. Daha da artan meraklı yüz ifadesiyle '' Sude, neler oluyor? '' dedi.
Hevesli ve korkak bir sesle ''Anne sizden tek bir şey rica edeceğim, lütfen bunu şimdilik kimse bilmesin, özellikle Murat'' dedim. Kısa ve net olarak sadece ''Tamam'' dedi. '' Anne sanırım yakında anne oluyorum '' dedim. İşte bu saniyeler çok önemliydi, çünkü insanı ilk olarak mimik ve jestleri ele verir. Nebahat'in yüz ifadesinde en ufak bir sevinç, heyecan ya da şaşırma yoktu. Tek bir duygu vardı. Korku ... Neredeyse sesi titreyerek '' Emin misin ? '' diye sordu. Babaanne olacağını öğrenen hiç bir kadın korku duygusunu barındırmaz. Belki sevinmez, içten içe istemez ama korku duygusu başkadır işte... Nebahat'in yüzünde, vücut dilinde korkuyu görünce ben daha fazla korktum. Çünkü düşüncelerim doğru çıktı, amaçları beni hayatlarından sonsuza kadar çıkarmaktı. Nebahat'in sorusuna heyecanımı bozmadan '' Emin sayılırım, yarın doktora gidiyorum, bütün belirtiler baş göstermiş durumda, bir kadın hislerinde yanılmaz anne, eminim ben bir anne adayıyım'' diyince daha da endişelendi. '' Belki, o zaman yarın doktora beraber gidelim'' demekle yetindi. Boynuna sarılıp, ''Anne iyi ki varsınız lütfen bunları Murat'a söylemeyin, hiç sanmıyorum ama hayal kırıklığına uğramasını bu dünyada en son ben isterim'' dedim. Ve odadan çıktım, hızla merdivenleri tırmanarak yatak odama girdim. Artık korkularımın gerçekleşeceğinden çok emindim, onun konumunda olan bir kadın için torun sahibi olmak mutluluğun ta kendisi olması gerekirken, deli gibi bunun gerçek olacağından korkuyordu. Sahip olduğum hiç bir şeyi kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapacaktım. Belki bunun için en iyisi kökten çözümdü... Kafamda bunları kurgularken, kati kararı vermiştim. Gerekeni yapacaktım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder