5 Şubat 2013 Salı

4.bölüm ''Düğün ve Cenaze''

                Evde oturacak yer neredeyse bulamamış, Murat'ın oturduğu koltuğun ucuna oturmuştum. İş adamları, eş dost, tanıdık tanımadık herkes eve akın etmişti. Murat yorgunluğuna ve üzüntüsüne rağmen ev sahipliği yapıyordu ve tabi ki bende... Nebahat ve Musa'nın dağ başına çekilmiş bir arabada cesetlerinin bulunması gazetelerde ve televizyonda da yer almıştı. Bir tür zehir içerek intihar etmişlerdi.  Gazetelerin çoğunda  '' Yazılım kralı ve eşinin ürküten intiharı'' diye manşet olarak geçiyordu. Murat çok bitkindi ağlamaktan gözleri şişmişti, sakinleştirmek için neredeyse saat başı sakinleştirici veriyordum. '' Murat, artık gücün yok haline baksana, sen gidip yat biraz taziye için gelenleri ben ağırlarım, acı biraz kendine'' dedim. Bana cevap verecek gücü bile kalmamıştı zavallının, sadece başını salladı ve yatak odasına gitmek için yukarı çıktı. Evdeki misafirleri ve taziye için gelenlerin tek tek taziye dileklerini kabul ettim, biraz olay üzerine sohbetten sonra teker teker dağıldılar. Herkes gitmişti olayın üstünden tam 18 saat geçmişti, saatin akrebi 18.00'i göstermişti. Televizyonda bu konuyla ilgili haber yakaladım, sunucu; '' Musa ve Nebahat AKÇALI'nın cesetleri dağ başına çekilmiş, bir arabada bulundu. Arkalarında ne mektup ne de intihara ilişkin bir belge, duyum bulanamadı. Polis olayın ardından hemen soruşturma başlattı.'' diye sunmaktan öte anons ediyordu. Televizyonu kapatıp, Murat'ın yanına çıktım. Murat kıyafetleriyle yatağa uzanmış gözleri hala açıktı. Yanına yatıp, huzurlu bir sesle ''Geçecek,  güven bana, artık en çok onlar için hayata sımsıkı bir şekilde sarılmalısın, onlar hep refah içinde rahat yaşadılar. Ve sen onlara hep iyi bir evlat oldun'' dedim. Gözyaşlarımı, Murat'ın yanağına düşünce farkettim, sağ elimin tersiyle sildim. Murat yüzüme bakıp '' Sude, daha dün...daha dün aile dostumuza gidiyoruz diyerek çıktılar. 20 saat önce, sadece 20 saat önce, 20 saattir artık annem ve babam yok... Bunun şaka olduğunu söyle nolur'' derken kollarımda tutmuş beni sarsıyordu. Murat '' Ne annem ne de babam niye intihar etsin, bu imkansız, kimse beni buna inandıramaz, başka bir var, başka bir şey...'' dedi. '' Çok kötü görünüyorsun, sana bitki çayı hazırlayım, belki bu seni biraz uyutur'' diyerek yanından ayrıldım. Mutfağa indim, mutfak dolaplarında şu lanet bitki çayını aradım...
         
                                             32 saat önce
              Nebahatle doktora gittiğimizde hamile olmadığım ortaya çıktı. Nebahat hayal kırıklığına uğramış rolü yapsa da sevindiği çok belliydi... Eve geldik. Bana oynanacak olan oyunun ne olduğunu kestiremesem de, aleyhime olacağı kesindi artık. Buna izin vermemeliydim. Kendimi riske atmamaya karar verdim. Kökten çözümün en garantili yol olduğuna karar verdim. '' Tatlı oğlunuzun başına bir şey gelmesini istemiyorsanız, bu akşam kapının altından atacağımız adrese gelin, kağıdı okuduktan sonra klozete atıp, sifonu çekin. Şu anda oğlunuz Maçkadaki şirkette son verileri inceliyor. Lacivert ceket, siyah kot pantolon var üstünde. Ciddiyetimi anlamışsınızdır. Karar sizin...'' yazısını printten çıkarıp zarfa koydum. Kapının altından atılmış süsü vererek görünür bir yere koydum. Yatak odama çıkıp kameradan izlemeye başladım, nihayet Nebahat gördü ve Musayı aradı. Musa geldi, uzun uzun konuştular, Nebahat ağlıyordu. Hemen saati ve adresi yazıp, printten çıkardım. Onlar üst kata çıktıklarında aşşağı inip, aynı şekilde kapının altından atılmış süsü vererek zarfı koydum, yukarı çıktım. Kağıdı okuduklarını, yüzlerinde ifadeyi kameradan gördüm. Aradan bir saat geçmeden Murat geldi, aşşağı indim. Hiç bir aksilik yokmuş gibi oynamaları cidden takdir-e şayandı. O gece her günden farklı olarak yemekleri ben yapmıştım. Ve tabi ki kalp çarpıntısına yol açacak  baharat türü şeyi yemekten eksik etmemiştim. Yemek sırasında bahane bulup, üst kata çıktım. Musa'nın ceketinin cebindeki kalp ilacı kutusunu boşaltıp, ötenazilerde kullanılan bir tür ilacı Musa'nın ilaç kutusuna doldurdum. Yemekten kısa bir süre sonra kalp çarpıntıları tutacaktı. İkiside aynı ilaçtan içeceklerdi. Aşşağı indiğimde yemek seansı bitmişti. 10 dk sonra aile dostumuzu ziyaret edeceğiz bahanesiyle evden çıktılar. Onları son görüşümüz olduğunu bilmem, garip, tarif edilemez bir duyguya itmişti beni. Murat'ın anne ve babasını son görüşüydü bu. Her şey tahmin ettiğim gibi oldu. O ıssız yere ulaşmadan ikisinde başlamış çarpıntılar. Arabayı tarif ettiğim dağ başına çektiklerinde ikisi de ellerimle o kutuya yerleştirdiğim ilaçları içmişler, sonsuzluğa kavuşarak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder