19 Şubat 2013 Salı

6.bölüm ''Faruk Başel''

                 2013 yılına göre köhne sayılacak karakolu girdiğimizde, Faruk Başel hemen bizi görüp yanımıza geldi. Mimiklerini kullanmayarak; '' Buyrun, bu kadar hızlı hareket ettiğiniz için teşekkür ederim'' dedi. Geniş, uzun, duvar boyaları neredeyse dökülmeye yüz tutmuş bir koridorda yürüyüp, soldaki küçük odaya saptık bu bakımlı adamın rehberliğinde. Genel karakol binasıyla uyumlu, soğuk bu sevimsiz oda, bana pek iyi şeyler hatırlatmıyordu. Hiç mi hiç özlememiştim. Minnetli bir ses tonuyla  '' Tekrar hoşgeldiniz ikiniz de, prosedür gereği size bazı sorular sormam gerekiyor. Sonuçta maalesef bu bir intihar.''dedi Faruk Başel. Murat'ın buna verdiği tek tepki ''intihar'' kelimesini duyduğunda gözlerinin yaşarmasını engellemek için tavana bakmak olmuştu. Faruk Başel söyledikleri karşısında cevap alamadığını fark edince ani bir şekilde ; '' O zaman sizi daha fazla yorup, bekletmemek için sorularımıza başlayalım'' dedi. Sonra da '' Ama size tek tek sormam gereken sorular olacak, sonuçta bu bir intihar soruşturması'' dedi. Anlayamadığım bir imayla son cümleyi özellikle vurgulamıştı. '' Önce sizi alalım Murat bey'' dedi. Murat'ın tek verdiği yanıt '' Peki'' olmuştu. Karizmatik polis ardından bana dönerek ''  Size de beklerken içecek bir şeyler ikram edelim'' dedi. ''Teşekkür ederim'' demekle yetindim, istemediğimi ima ederek. Murat ve Faruk Başel, benim olduğum odadan çıkarak ifade odasına yönelmişlerdi. Duvarlara baktığımda bir dizi ödül vardı. Masa da duran 2 tane plaket... Genellikle esrarengiz suçları, faili meçhul zor cinayetleri kusursuz biçimde çözmüştü, üstlerinde böyle yazıyordu. Plaketin bir tanesinde '' Ünlü hırsızın rehin aldığı kurbanı, canı pahasına kurtaran polis memuru Faruk Başel'i tebrik eder, ona layık olmaya yanaşamayacak bu plaketi kendisine sunarız.'' yazıyordu. ''Allah kahretsin'' dedim içimden, bu adam tahmin ettiğimden de yetenekli. Bambaşka bir korku sarmıştı içimi. Yaklaşık 20 dakika geçmiş, Murat ve Faruk Başel bulunduğum odaya gelmişlerdi. Murat'ın ağladığı gözlerinden okunuyordu. Murat sessizliğini koruyarak sandalyeye oturdu. Faruk Başel '' Sizi alalım şimdi Sude hanım'' dedi. Beraber odadan çıktık ve ifade odasına girdik. Garip olan bir şey vardı, burası ifade odasından çok, bir sorgu odasına benziyordu. Loş, soğuk, tarif edemediğim iğrenç bir koku  hakimdi. Her şey bütün haline geldiğinde, boğazım sıkılmış gibi hissettim. Karizmatik polis ciddi bir edayla '' Evet, Sude hanım hemen konuya giriyorum, baştan başlayalım. Murat beyle ne zaman ve nasıl tanıştınız ?'' dedi. '' Üniversite bir ortak ders sayesinde'' diyerek geçiştirdim. Bir dosya kağıdına göz ucuyla bakarak '' Hemen evlenmişsiniz, çabuk başlayan bir aşkınız olmuş'' dedi. İsteksizce ve önemsemez tavırlarla '' Evet, aynen öyle oldu'' dedim. '' Anne ve babasının bu duruma tepkisi ne oldu ? '' dedi. '' Memnuniyetle karşıladılar'' dedim. Ve beni iliklerime kadar sarsacak olan soru geldi, gözlerini gözlerime dikerek, robotlaşmış bir ifadeyle; '' Bir şantajcıyı, hatta babasını öldürmeye teşebbüs etmiş biri olmanız Murat bey ve ailesi için hiç bir sorun teşkil etmedi yani ? '' dedi. Neler oluyordu ? Bu mahvolası polis neyi ima etmeye, ne yapmaya çalışıyordu. Soğukkanlılığımı koruyup, sağduyulu olmam lazımdı. '' Nereden çıktı bu'' dedim. Dosya kağıtlarını masanın çekmecesine koydu, ve yine gözlerini gözlerime dikerek '' 17 şubat 2004'de lise hocanız, kocasını aldatıyordu, suçüstü fotoğraflarını çekip önüne attınız ve eğer disiplin kurulunda lehinize konuşmazsa, fotoğrafları kocasına ve ailesine göndereceğinizi söylediniz. O polise başvurmayı seçti. Ve sicilinize şantajcılık işlendi. '' 3 haziran 2005'te annenizle kavga eden babanızı bıçakladınız, ölümün tam anlamıyla kıyısından dönmüşe benziyor, isterseniz bir kaç tane daha sayayım'' dedi. '' O esrarkeş bir orospu çocuğundan başka bir halt değildi, hepimizi kemikleri kırılana kadar döverdi, hem bunların konumuzla ilgisi ne ?, buraya Türk polisine karşı vatandaşlık görevimi yapmaya geldim ama görüyorum ki bu zırvalıklarınızı dinletmek için çağırmışsınız beni '' dedim. Kapı çalındığında içimde ki ürpertiyi şimdi daha iyi anlamıştım. Hislerim beni yine yanıltmamıştı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder