31 Ocak 2013 Perşembe

2.bölüm '' Büyük Sır ''


               Aşşağı indiğimde her şey beklediğim gibiydi, her ince ayrıntı kusursuzca düşünülüp, yapılmıştı. Garip ve takıntı bir aileydi Akçalılar... Özel törenler, onlar için bir ibadet kadar kutsaldı. Tüm bayramlar, yılbaşları, yıldönümleri, doğum günleri... Bu gibi bütün özel gün kutlamaları evlerinde parti vermek için haftalar öncesinden planlar, her şeyi misafirlerine muntazam biçimde sunarlardı. İstemedikleri bir gelinin, törenini bile... Nebahat hanım; görgülü, saygın bir ailenin küçük kızı. Diri hatları, her daim bakımlı görüntüsüyle, doğrusu orta yaşın sonlarında tahminimce 60'ların başında bir kadına  göre ilgi çekiciydi. Çok zeki görünmesine rağmen saf  bir kadındı. Musa bey, bir yazılım şirketinin sahibiydi. Çevresi tarafından sevilmeyen fakat zorunlu olarak sayılan ve takdir edilen bir adamdır, aynı zamanda İzmir'de dudak uçuklatan bir gayri menkul serveti var. Sporcu ve atletik yapısıyla gençlere taş çıkarır cinslerdendir. Murat orta derecede yakışıklı,ödüllü bir atlet, kızlara göre çok karizmatik ama benim için beceriksiz ve aptal biridir. Ama kafamda anlamlandıramadığım bir biçimde beni ona çeken bir şey var, ismi olmayan, mantık kurgusu olmayan bir şey. Hiç bir ihtişamdan geri kalmayan, bu süper evdeki partiye adım atar atmaz, beni selamlayan herkese karşılık verdim ve kocamın koluna girerek, bizim için yapılmış yapılmış pastayı Murat'la beraber kestik, ardından kayınvalidem Nebahat hanım küçük bir konuşma, ardından Murat ardından ben. Klasik bir konuşmaydı, davetlilerin alkış yağmuru altında içinde yerimize geri döndük. Tanımadığım bir çok kişiyle tanıştım, sohbet ettim. Zamanında beni hor görüp, arkamdan konuşan insanlar şimdi inanılmaz bir saygı içindeydi bana karşı. Bense çoktan bu dayatma ve aptal partiden sıkılmıştım, odama çıkmak istiyordum. Nihayet parti bitti, herkesi uğurladık. Ben ve Murat odamıza çıktık, Murat, Tanrıdan dilediğim gibi hemen uyumuştu. Bende hemen notebook'u açıp haftalar önce evin her yerine yerleştirdiğim gizli kamera kayıtlarına bakıyordum, artık uyumadan önce yaptıgım rutin bir iş haline gelmişti. Tek tek, oda da, saat saat gezdim, bu beyaz minik notebook'ta. Bu sabah 10.43'te  büyük oturma odasında kayınpederimin, kayınvalideme verdiği dosya kağıdı büyüklüğünde bir kağıdı verdiğini gördüğümde, çoktan tüm vücudumda bir elektrik dalgasını hissetmiştim. Bu allahın belası gizli camera'da ses kaydı yoktu. Orta halli yetenekli olduğum dudak okuma konusunda anladığım tek kelime vardı. Sude... Kayınvalidem okuduğunda tek bir mimik ifadesi bile değişmemişti, yani hakkımda öğrendileri her neyse,onları hiç mi hiç şaşırtmamıştı. Hemen bir program indirip, video üzerinde o kağıdı eline aldığı sahneyi ölümsüzleştirip, yakınlaştırdım. Kağıdın orta üst köşesinde, italik iri kelimelerle yazılmış yazının,beni bambaşka bir çıkmaza sürüklendiğimi anlamak için fazla zaman kaybetmemiştim.

28 Ocak 2013 Pazartesi

1.böim ''Davet''


 Tüm davetliler içkisini yudumlamaya başlamıştı, ama ben hala makyajımın son rötüşlarını bitirmemiştim. Bu gece 1. evlilik yıldönümümüzdü, ama benim için bu anlamından çok daha özeldi... Bu gece gövde gösterisi olacaktı benim için, Murat'la evliliğimize ailesi ve çevresi olmak üzere herkes karşı çıkmıştı. Kim bilir belki haklı olan onlardı.Kayıtlara geçecek kadar tehlikeliydim, sicilimde; şantaj, tehdit, azmettirme gibi bir çok suçum vardı.  Bir yandan makyajımı yapıp bir yandan düşünüyordum, aslında düşünmüyordum. Bir soru cümlesi beynimin içinde dönüp duruyordu. Kocam nasıl oluyordu bana bu kadar güveniyordu? Beni hiç araştırmamış, hatta geçmişe dair fazla soru bile sormamıştı ... Araştırmamış olmasından adımın Sude olması kadar emindim. Çünkü araştırmış olsaydı kesinlikle haberim olurdu. Murat'la 1,5 yıl önce üniversitede tanışmıştım, aptal Murat tanışmamızı tesadüf sanmıştı ama benim tüm işlerim gibi bu da tıkır tıkır otomatik planlarım sayesi olmuştu. Murat zengin bir ailenin tek çocuğuydu, sahip olduklarımı kullanıp, onu elde etmeliydim .  En iyi yaptığım şeyi yaptım ve onu enine boyuna araştırdım. Yastığının renginden tutunda, sevdiği viski markasına kadar. Sonra birgün tesadüf süsü vererek tanıştım onunla, ortak ders alıyorduk ve grup arkadaşıyla yer değiştirme konusunda ikna edemeyip gözünü iyice korkutmuştum zavallı kızın . Yapmak zorundaydım bunu. Zavallı Murat, hiç bir şeyden haberi yok, olmayacakta... Altı ay flört edip, Akçalı soyismine yakışacak bir biçimde evlendik. Tabi Kayınvalidem Nebahat hanım ve Musa bey için bu bir tören değil, matemdi adeta. Ama profesyonelliklerini koruyup tüm gece boyunda yüzlerindeki o sahte gülücükleri korudular. Beni istemedikleri en ufak bakışlarından bile belli oluyordu, bu benim umrumda bile değildi ben o gece zaferimi kutluyordum...Zavallı annem,  o geberesice babamın çektirdiklerine dayanamayıp intihar etmiş, babam ise her zaman ki gibi biraz daha esrar için öz kızını bile feda edecek konumdaydı , annemin ölümü umrunda bile değildi. Ama tüm bunlar geçmişte kalmıştı, ben artık zengin, genç, güzel bir kadındım. Amacıma ulaşmış, zaferi ben kazanmıştım. Nebahat hanım ve Ekrem bey beni istememesine rağmen biricik aptal oğulları Murat için bana ses çıkarmıyorlardı. Allah biliyor ya o Nebahat cadısının elinden gelse beni bir kaşık suda boğar... Ama elinden gelemeyeceği için sorun yok. Onun elinden gelmeyeceği kesindi ama belki bir gün benim elimden gelebilirdi...Tam bunu düşünüp sağlam bir kahkahayı basarken Murat içeri girdi ve her zaman ki o sıkıcı klişesini gerçekleştirdi; yavaş adımlarla arkama geçip sağ omzumdan öptü. Sonra benim tam karşımda olan tuvalet masası aynasının  hizasına  geçip;  '' Harika görünüyorsun aşkım, her geçen gün aşk'ın ne demek olduğunu daha fazla öğreniyorum sanki'' dedi. Her zaman ki Murat'ın boş beleş klişe iltifat ve sevgi gösterileriydi, değişik bir şey yoktu. Bir an bu pısırık herifle evlendiğim için doğru bir karar mı verdim acaba diye düşündüm. Sonrasında ise 1,5 yıl önce yapabileceğim en mantıklı şeyin bu olduğunu düşünerek, derin olan her düşünceyi kafamdan kovdum. Dönüp Murat'a _ Hazır sayılırım bebeğim, en fazla 15 dk içinde yanınızda olacağım, sakın ben gelmeden eğlence başlamasın, cümlesini söylerken, ben çoktan sağ bacağımı hafifçe kaldırıp, onun genital bölgesine sürtmüş, her zaman ki işveli bakışlarımı onun gözlerine dikmiştim bile. Sonra bir anda geri çekilip, '' Hadi Murat, herkes bizim davetlimiz , insanlara ayıp olmasın aşşağı in bende birazdan yanına geliyorum aşkım'' dedim. Murat'ta bana hak verip hızla aşşağı inerken, bir an kendime Murat'tan neden tiksindiğimi sordum. Cevabı yoktu, belki de tiksinmiyordum kim bilir... Her neyse, bir tuvalet masası karşısı için beynim, fazla efor sarfedip  zaman tüneline girmişti diye düşündüm. Kıyafetime en fazla uyan rugan çantayı alırken, kendime saçma bir şekilde bu rugan çantaya benzettim; mat ve parlak bir o kadar da seçeneksiz... Merdivenlerden aşşağı ağır adımlarla inmeye başladım...